Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

19 Şubat 2015 Perşembe

"Sapla Saman" : Üstün Zekalı Çocuklar ve Özellikleri

"Sapla Saman" : Üstün Zekalı Çocuklar ve Özellikleri: Her aile için çocuğu özeldir . Sırf sizin çocuğunuz oluşu bile çocuğunuzu özel kılan bir durumdur. Çocuklarınızın özel yetenekleri , ilgi ...

12 Şubat 2015 Perşembe

Tarihin En Hazır Cevapları

On sekizinci yüzyıl İngiltere’sinin önemli ressamlarından William Holman Hunt’ın bir tablosu Londra Kraliyet Akademisinde sergileniyordu. Bir bahçeyi tasvir eden bu tablosuna, Hunt ‘Kainatın Işığı’ adını vermişti. Tabloyu inceleyen sanat eleştirmenlerinden biri: ”Güzel tablo doğrusu, ama anlamını bir türlü kavrayamadım. Adamın vurduğu kapı hiç açılmayacak mı? Kapıya tokmak takmayı unutmuşsunuz da...”Ressam Tam da bu soruyu bekler gibi gülümsedi; “Adam alelade bir kapıya vurmuyor” dedi. “Bahçedeki bu kapı, insanın kalbini temsil ediyor. Ancak içeriden açılabildiği için de kalbin dışarıdan tokmağa ihtiyacı yoktur.”



Ölüme mahkum edilen Sokrates,
-Haksız yere öldürülüyorsun, diye ağlayan karısını, başını okşayarak yanıtlar ;
-Haklı yere mi öldürülseydim?




Geveze bir adam, kulakları olması gerekenden biraz daha büyükçe olan Galileo Galilei'ye sorar;
- Üstat, kulaklarınız bir insan için fazla büyük değil mi?
Yaptığı işten başını kaldırarak adamı şöyle bir süzen Galilei,
- Evet benim kulaklarım bir insan için fazla büyük, fakat senin kulakların da bir eşek için
fazlaca küçük sayılmaz mı?




Birbirini iğneleme fırsatını hiç bir zaman kaçırmayan Bernard Shaw ve Churchill, hiç geçinemezmiş. Churchill'i bir oyununun ilk gösterimine davet eden Shaw, davetiyenin kenarına bir de not iliştirir;
" Size iki kişilik davetiye gönderiyorum. Bir dostunuzu alıp gelebilirsiniz. Tabii dostunuz varsa. "
Churchill'in cevabı gecikmemiş;
" Maalesef o gece başka bir yere söz verdiğim için oyununuzu seyretmeye gelemeyeceğim. Ancak ikinci gece gelebilirim. Tabii oyununuz ikinci gece de oynarsa. "




Napoleon Bonaparte tarafından yenilen ve esir düşen İspanya Kralı, gururunun incindiğini belli etmemeye gayret ederek, Bonaparte'a ;

"Siz yalnızca altın ve para için savaşırsınız. Oysa biz onur ve namus için savaşırız."
Napoleon yanıtlar;

"Doğru söylüyorsunuz. Kimin neye ihtiyacı varsa onun için savaşır."





Fikirlerine duyulan saygıdan ötürü sık sık konferanslara çağırılan bilge bir haham, yine teoloji hakkında konuşmak üzere davet edildiği bir seyahate giderken şoförü arabayı kenara çekmiş ve;

" Efendim, uzun zamandır siz konuşma yaparken, arka sıralarda oturup sizi dinliyorum ve neredeyse söyleyeceğiniz her şeyi kelimesi kelimesine biliyorum. Bırakın bugün sizin yerinize ben konuşayım, siz de benim şoförümmüş gibi yapın." der.

Bu fikir bilge adamın da hoşuna gider ve Tanrının yasaları hakkında bir soru sorarlarsa dikkatli olması ve yakalanmaması konusunda kendisini uyardıktan sonra planı uygulamaya koyarlar.

Şoför konuşmasını hatasız bir şekilde yapar, izleyicileri gayet memnun bırakır. Ancak tam konuşmasını bitirip yerine oturacakken, Ukalalığı ile tanınan bir haham, o güne dek konferansta sorulmamış bir teoloji sorusu sorar. Şoför bir an bile duraksamadan;

" Bu kadar bilgili bir haham olarak bu soruyu nasıl soruyorsunuz, O kadar kolay ki bu soruyu şoförüm bile yanıtlayabilir. Şoför buraya gel de, bu akılsız adamlara Tanrının yasalarını açıkla."




Bir gün bir toplantıda Mehmet Akif'i küçük düşürmek isteyen biri toplulukta kendisine şu soruyu sorar;
" Siz baytardınız değil mi?"

Akif istifini bozmadan,
" Evet, bir yeriniz mi ağrıyordu?"




Bir dostu Fransa Kralı 15. Lui'ye,
" Majesteleri, akıl vergisi almayı hiç düşündünüz mü? Kimse budalalığı kabul etmeyeceğine göre  böyle bir vergiyi herkes seve seve ödeyecektir."
Kral alaylı gülerek,
" Hakikaten enteresan bir fikir. Bu buluşunuza karşılık sizi akıl vergisinden muaf tutuyorum."




Churchill avam kamarasında konuşurken, muhalif partiden bir kadın vekil, kendisine kızgın kızgın seslenir;
" Eğer karınız olsaydım bayım, kahvenizin içine zehir karıştırırdım."
Churchill durur mu?
" Eğer karım olsaydınız hanımefendi, o kahveyi seve seve içerdim."




8 Şubat 2015 Pazar

"Sapla Saman" : Ne Kadınlar Sevdim Zaten Yoktular!

"Sapla Saman" : Ne Kadınlar Sevdim Zaten Yoktular!: Ataerkil düzen içerisinde kadının görünürlülüğü, erkeğin kadını görmek istediği imgelerle sınırlandırılmıştır. Kadın, tarih boyunca ki...

4 Şubat 2015 Çarşamba

"Sapla Saman" : Kanser ve Hipnoz

"Sapla Saman" : Kanser ve Hipnoz: Hipnoz, derin rahatlama ve yüksek dikkat odaklanmasıyla karakterize edilen, bilinçaltına ulaşmayı amaçlayan bir durumdur. Zihin, hipnoz sı...

"Sapla Saman" : Mucivezi Bitki: Maca ve Faydaları

"Sapla Saman" : Mucivezi Bitki: Maca ve Faydaları: Maca bitkis i (lepidium meyinii); bizlerin adını yeni yeni duyduğumuz  ancak Güney Amerika'nın en eski medeniyetlerinden olan İnkaları...

"Sapla Saman" : Eklem İltihabı Çekenlerin Yemesi Gereken 8 Besin

"Sapla Saman" : Eklem İltihabı Çekenlerin Yemesi Gereken 8 Besin: Eklemlerde meydana gelen iltihaplanmaların nedeni ve tedavisi henüz bilinmemekle birlikte, bu romatizmal hastalığın genetik olabileceği ...

1 Şubat 2015 Pazar

Yeni TÜRKİYE'de basın özgürlüğü!


 Basın özgürlüğünü savunan Paris merkezli Uluslararası Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (RSF) tarafından yayınlanan 2014 Dünya Basın Özgürlüğü Sıralamasında Türkiye, 180 ülke içerisinde 154'üncü sırada gösterildi.
2013 yılı sonunda 60 civarında medya mensubunu ceza evinde tutan Türkiye'de, 2013 yılının Mayıs-Eylül döneminde yaşanan Gezi olayları sırasında, hükümet karşıtı protestoların halka duyurulması için görevi başında bulunan, 39 basın mensubunun gözaltına alınması ve 159 basın mensubunun yaralanması ile iyiden iyiye kan kaybeden basın özgürlüğü, Türkiye'nin 98. sırada olduğu 2005 yılından bu yana oldukça gerileyerek, 2014 yılı başı itibariyle 154'üncü sıraya gerilemesine sebep oldu.
Sebep ve kanıt  gösterilmeden, ve adil yargılanma hakkı hiçe sayılarak ceza evinde tutulan ve terör örgütü üyeliğiyle suçlanan 200'e yakın gazeteci, Türkiye'de basın özgürlüğünün aldığı darbenin en tutuklu kanıtlarıdır. Medya mensuplarının can güvenliği olmadan ve sadece görevlerini yaptıklarından ötürü, tutuklanma, hapsedilme, ya da bu baskılar nedeniyle işini kaybetme korkusundan dolayı sessizleşmek zorunda bırakılmaları, kısaca  basın özgürlüğüne yapılan her türden baskı, halkın haber alma özgürlüğüne yapılmış sayılır. Burada değersizleştirilmeye çalışılan sadece "Habercilik Mesleği" değil, bizzat Türk milletinin kendisidir.
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ve Türkiye Gazeteciler Sendikası'nın ortak açıklaması da;  Türkiye'de basın ve ifade özgürlüğünün Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine ve gelişmiş demokrasilerin  kabul ettiği ölçütlere ulaşıncaya kadar, tüm gazetecilerin dayanışma içinde olmaları yönünde.